18 Aralık 2009 Cuma

SON SAVAŞ

Gözümü açtığımda yerdeydim.Kesif bir yanık ve duman var her yanımda,yanımda bir kılıç üstümde zırhlar,nerdeyim ben? Diye düşündüğüm anda çığlıklar duyuyorum.Ayağa kalktım,duman hafif dağılır gibi oldu.Karşıda ki tepeden binlerce adam saldırıyordu.Ardımda bir avuç adam ve yanan bir şehir.Şehrin içinde ağlama sesleri,kızılca kıyamet bir ortamın ortasında bir avuç adamlayız.Sanki kazanmamız mümkün değil.Saldırıyoruz yinede,kahramanlığımız on numara.Kan gövdeyi götürmeye başlıyor.Bir,üç,beş sayısız kesilen insan,o da ne!? Yüzleri yok bu adamların.Mümkün mü böyle bir şey,allahım bu ne zor bilmece.Öyle bir zamandayız ki sanki saatler geçiyor,sayımız giderek azalıyor,kolumda bir acı hissettim yaralanmışım.Kazanmamız mümkün değil,hepimiz burada yok olacağız diye düşünüyorum.Sayıları arttıkça artıyor adamların,biz ise giderek tükeniyoruz öldürdükçe.İnsanın birazdan öleceğini bilmesi ve buna rağmen direnmesi çok enteresan bir ruh hali.Giderek hissizleşiyor vücudum.Kulağımda bir ses,kendi sesim sanki,bırakamam diyor,bırakmamalıyım.Can üstüne can alıyorum,yara üstüne yara veriyorlar.Yüzsüzler mi kazanacak yani? İçim delice öfkeleniyor bu duruma,kendimi kaybediyorum.Ağıtlar yakılıyor başımda sanki en eski devirlerde ki gibi bir sandalda ırmağa salıyorlar beni.Hareket edemiyor,konuşamıyorum.huzur doluyor içim.Irmağın sesi huzura kavuşturuyor beni,sanki beni izliyor diye mutlu oluyor,hevesleniyorum.Sinirsiz,kedersiz,gidiyorum bir ırmağın üstünde,hiç görmediğim,bilmediğim yerlere.Bu son yol bana galiba.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder