13 Aralık 2009 Pazar

ESKİ TOPRAK

(Bu hikaye gerçek bir olaydan esinlenerek yazılmış olup,merhum dedem Vahram Kizir’e ithaf edilmiştir.)

Sabah güneşin doğmasıyla gözlerini açtı.Karısı yine ondan evvel kalkmış evin en alt katındaki taş ocaklı mutfağında yine yağını bol kaçırdığı böreğini fırına vermiş sonrada verandadaki çiçekleri sulamaya başlamıştı.Tembelliği sevmezdi hemen yataktan kalktı,jiletini fırçasını aldı traş olmaya başladı.Soğuk suyla traş olmasını seviyordu.Traş makinaları yeni çıkmıştı ama edinmemişti hoşlanmıyordu yeni elektronik eşyalardan hazzetmezdi.

Acele bir şekilde karısının yaptığı böreğe dokunmadan hafif kahvaltısını yaptı.Bir torbaya rakısını ve öteberisini aldı oltasını hazırladı.Misinalarını düzeltti.Evde ki sessizlikten hazzetmiyordu,oğlu Almanya’ya okumaya gitmiş,kızı ise evlenip gitmişti,kalan son kızını sevdi başını okşadı.En ufak kızı Luiz’in koşarak arka bahçeye çıkışını izledi.

Alacaklarını alıp kapıdan dışarı çıktı,kapının menteşeleri gene yerinden oynuyordu okkalı bir küfürle yerine oturttu.Yeni taşınan komşularının inşaatları bir türlü bitmek bilmiyordu.

“Ayılar.” Diye düşündü.Rakıyla muhabbetleri iyi gidiyordu ama rakısız sevmiyordu onları.

Rum arkadaşını dürtükleyerek uyandırmaya gitti.Hemen 3-4 ev yanındaki tahta kapıyı gümbürdetti,Şaşılacak şey arkadaşı erken kalkmıştı.Muhabbet ede ede biri sovyetlerin ordusunu anlatarak öbürü pek onu dinlemeden Beşiktaş’ın puan durumunu konuşarak arnavut kaldırımı yoldan Yeniköy sahiline indiler.Eskiden saatte bir arabanın geçtiği yolda artık vızır vızır geçen arabaların ne kadar çoğaldığından şikayetçi oldular birbirlerine,devir değişiyor,eski alışkanlıklar kayboluyor,hayat kolaylaşıyor ama kirleniyordu.

Kayığa atladılar,kayık hafiften su alıyordu.

-“Bir gün batacağız tamir ettir artık şunu” dedi arkadaşı.

-“Bize bir şey olmaz batarsak yüzer geliriz n’olacak yani” diyerek savuşturdu mızmızlanmayı.

Çarşaf gibi denize küreklere asılarak açıldı.Arkadaşı kürek çekmeyi bilmiyordu o ancak denizi koklardı.Yıllardır kürek çeke çeke artık çocuk oyuncağı gibi geliyordu ona ilerlemiş yaşına rağmen banamısın demez Yeniköyden Beykoz’a bir nefeste çekerdi kürekleri.

Beykoz,Yeniköy arası bir yerde durdular ve balık tutmaya bir yandanda inceden rakı götürmeye başladılar.Saatler saatleri dürtüklerken sahilde hafif bir bağırış çağırış duydular.Bir duman yükseliyordu Yeniköyden.Sahildekiler onlara bağırmaya çalışıyor ama sesleri pek gelemiyordu.Arkadaşı dikkatlice sahile baktığında Vahram’ın evinin yandığını gördü.En üst kattan dumanlar çıkıyordu.Kısaca bir aklından geçirdi,karısı ve çocuğu en alt kattalar böyle bir duman olduğunda hemen çıkarlar diye düşündü.Biraz küreklere asıldı ve sahilde karısıyla kızını gördü içi rahatladı.Sonra kürekleri bıraktı yine rakısını içip oltaları çekiştirmeye başladı.

Arkadaşı panik olmuştu

-“Hadi Vahram gidelim evin yanıyor söndürelim” dedi.

-“Siktir et itfaiyemiyiz biz gelir söndürürler nasılsa biz balığa bakalım” dedi.

Arkadaşı faltaşı gözlerle onu keserken gerçektende sirenlerle itfaiye geldi yarım saatte ateş yangın kalmadı ev kurtuldu.

Akşam o gün tuttuğu balıkları rakıyla inceden götürürken is olmuş en üst katın balkonundan boğaza bakarken radyoyu açtı sanat müziği is kokusuyla beraber havaya karıştı,ve doğada hiçbir şey yok olmaz ilkesine aykırı olarak dağılarak yok oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder