20 Mart 2010 Cumartesi

TRAFİK

Sabah erken bir saatte uyandım.Hava epey güneşli,berrak güzel bir gün.Bugün yazılarımı Taksim’de bir yayınevi olan Selim ağbi’ye göstereceğim.Önceden birkaç şiir ve yazımı göndermişim,beğenilmiş görüşmeye çağırılmışım.Diğer yazılarımda isteniyor.Hafif bir mutluluk ve ukalalık hakim yüzümde.Saat’e bir dikiz attım, daha görüşmeye iki saat var,güzel rahatça hazırlanıp gidebilirim.Ağır ağır sakaldan sineğimi kaydırdım,kahvaltımı basitçe ettim ve en düzgün kıyafetlerimi giydim.Görüşmelerde ilk intiba çok önemlidir düsturu edinilmiş yaş yirmidördün yarısını çeyrek geçiyor.Asansörü es geçip hızla merdivenleri iniverdim.Görüşmeye geç kalmamak,giderayak gaspa uğramamak için taksi çevirmeyi uygun buldum.Taksici esmer,kavruk bir ağbimiz.Gözleri fıldır fıldır diyalog kurma girişimleri içinde.

Taksici – Ağbi sigara yakarsam bir sıkıntın olmaz değil mi?

Ben – Yoo yak tabii.

Taksici – Eyvallah abim,bizde işte bütün gün direksiyon falan yoruluyoruz biliyorsun.

Ben- Tabii haklısın bende yakayım bari.

Sigaralarımızı yaktık kimi trafiksel küfürler içinde salıverdik dumanlarımızı taksinin içine.İstanbul’un trafiğini kilitlemişler anahtarını aynen boğaza postalamışlar,gıdım gıdım ilerlemekteyiz.Taksici ara sokaklardan gitme niyetini edinmiş beni de buna zorlamakta,zaten tıkanmış olan trafikten bunalmışım hemen kabul ediyorum önerisini.Bilmediğim tanımadığım sokaklardan gayet teröristçesine ters ve illegal girişimler içindeyiz.Birden yolun ortasında duruyoruz taksici arkasına dönüp ilkokul öğrencisi gibi isteklerde bulunuyor.

Taksici – Ağbi benim bir su dökmem lazım 2 dakikayı geçmez.

Ben – İyi hadi dökte gel gidelim.

Taksici – Eyvallah abi hemen gelirim.

Bir bu eksikti taksicinin çiş molası.Neyse yol boş görünüyor o da bizim bir ağbimiz tuta tuta nereye kadar,bırak sidiğini İstanbul’un çıkmaz kanalizasyonlarına taksici ağbicim.

Aradan 5 dakika geçti taksici hala suyunu dökemedi.Ters yoldayız karşımıza bir kamyon geliverdi.Yakıp duruyor uzunlarını gözüme gözüme,ne yapabilirim şimdi ben mi kullanacağım taksiyi yani.

Kamyoncu – Çeksene arabayı bilader ters yöndesin.

Ben – Taksici işemeye gitti gelir şimdi biraz sabredin yahu.

Kamyoncu – Ulan bu yolda işemeye mi gidilir ne ayılara kaldık arkadaş ya.

Hakikaten nerede kaldı bu dangoz,burada işemeye mi gidilir yahu.Bir kaç dakika sonra arkamıza gayet sinir sahibi 2 araba daha geldi hah şimdi sıçtık.Kamyonun ve bizim arkamıza gelen birkaç araba ile sokak iyice korna orkestrasına döndü,herkes benden bir şeyler bekliyor.

Ben – Çişe gitti gelemiyor adam.

Kamyoncu – İyide sen çek şu arabayı köşeye işimiz gücümüz var ağbicim.

Arkada ki araba sürücüsü – Hasta mısınız nesiniz yahu çekilsenize gidelim.

Kamyoncu – Çekilse sen nereye gideceksin lan yol benim geri geri çık git sokaktan.

Korna sesleri iyice artmakta.Görüşmeye kalmış on beş tanecik dakika nereye düştüm lan ben böyle.

Neyse birkaç dakika içinde taksicimiz yetişiverdi hele şükür.

Taksici – Pardon ağbicim kahvede işimi halledince birde toto oynayıverdim malum ekmek kapısı.

Ben – Bana söyleme kamyoncuya söyle sen ve annenin ırzıyla ilgili şahane düşüncelere sahip.

Taksici – Vay puşt!

Ben – Dur şimdi beni götür gideceğim yere sonra bu sokakların birinde nasılsa yakalarsın onu.

Taksici 3-5 kıvrak manevrayla yoldan kurtulur bende neticede bu trafikten kurtulur gideceğim yere giderim.Onbeş dakikacık geç olarak tabii.

Selim Ağbi – Nerede kaldın yahu gelmeyeceksin sandım.

Ben – Çişe gittim de!

7 Mart 2010 Pazar

Depdeligünlük

Yıllardan 20 nin yarısıyla buluştuğu yıl,aylardan kedilerin azdığı ay,günlerden pazar.Gayet yalnız ama gayet kalabalık bir ortamda buluştuk yine.Dışarısı ne kadar sessizse içerisi o kadar sesli.Yüksek perdeden bağırış ve çağırış hakim benlerden benlere doğru.Duygusal olanımız artık iyice salmış boş boş tavana bakıyor,hayal kırıklıklarının ayaklarında açtığı yaralardan acılı yürüyememekten şikayetçi yeni hayallerine.Neşeli olan tam gaz onu hayata döndürme çabasında komedyenüstü bir kabiliyetle espri üstüne espri patlatıyor.Gerçek insanların açtığı yaraları hayali insanlar sarmaya çalışıyor gecesini gündüzüne katarak,başka işleri yokmuşçasına.Hoş var mı acaba?Hırslı olanla inatçı olan kafa kafaya vermiş ileride hangi iş alanlarına dalacaklarının tartışmasında.Biri sinema kralı olmakta diretirken öbürü sektörden sektöre dalma hayalinde.Yani bizi sorarsan günlük cüssemize ters orantıda bir ufaklık mevcut fikirlerimizde.Dapdar bir kuyuda geniş dalgalar çıkartma peşindeyiz.Yaşayan insanların dünyasına bir dikiz atacak olursak şayet,sevgilerin çiğnendiği,umutların hiçe sayıldığı artık kesin sanırım.Aynı rotada gitmeye çalışılanların hepsi başka gemilere bilet almakta sakınca bulmamış,hat safhada bir bencillikle ilerlemekteler.Geçmişten bir yaşlının söylediği gibi,babamıza bile güvenmemeliyiz,öğüt yüksek yerden gelme ama işte insanoğlu devrimi sever her konuda olduğu gibi ona kandık bizde.Çat kapı odaya bir anda 5 sene 10 sene 15 sene önceki hallerimiz doluştu.Çocuk bahçesinden hallice oluverdik.Ne kadar saf ve ne kadar hayalperestler.Duygusal olanımız gençlik hallerine imrenir bakışlarda.Herkes birbirini teselli peşinde,hepsinin temennisi geleceğin iyi olması.Hakikaten ne kadar zamanımız kaldı ki gelecek peşindeyiz.Gerçek olmayan bir zaman diliminde,gerçek olmayan ulvi bir şahsiyetin kulaklarımıza fısıldamakta pek zarar görmediği kehaneti hepsi görmezden geliyor halbuki."Yalnız öleceksin.Hepiniz bir olup yalnız öleceksin.Güldürdüklerin yanında durmak istemeyecekler çünkü insanlar ölümü sevmez korkarlar.Ağlattıkların ise ahlarını aldığın için ardından lanet okuyacaklar.Beklediklerin hiçbir zaman beklentilerini karşılayamadıkları için vicdan azabı çekerken,beklettiklerin ömürleri boşa geçtiği için hayıflanacak." İhtiyar yaşamayan bunak,iyi sallamış doğrusu.Çok uzun oldu haklısın ama biz sana yazmazsam nasıl biz olduğumuz bilinir be günlük.Hadi tepedekine ısmarladık,en şekerlisinden bol köpüklü.Eyvallah.

BOZ

Boyumdan büyük sevgimin onuruna kalkar.
Boz bulanık dubleler.
Çamaşır asar gibi astım.
Bekleye bekleye çeken ömrümü.
Olmadı kolay.
Sizi beklerken,
Sizsizliğiniz geldi.