30 Kasım 2009 Pazartesi

NAM-I DİĞER HAYAT

Ahşap gıcırtılarda dolaşan ayaklar.

Ne ağırdır yükü.

Mavi gökten aldığı renge bürünen çiçeklerle dolu

Balkonda bir soluklanma isterler.

İki telaşlı kız merdivenden çıkar.

Koşar adımlarla.

Hafif çıtı pıtı bir hal durum.

Şen kahkahalı gıcırtılarla.

Biri evlenecek sevmediğiyle ondokuzunu buçuk geçe.

Diğeri boyunda ilmik sallanacak .

Terkedildiği günün sabahı.

Ağır ayakların yüklerinden iki kız.

Güler gülen gözlere şimdilik.

Biri sönecek biri solacak iki güzel ışık.

Gülüşlerle çıkarlar ortamdan.

Ayakların taşımaktan bıktığı kahin der ki

Her zaman kendine gerçeği söyleyen bir yalanım ben.

Nam-ı diğer Hayat.

29 Kasım 2009 Pazar

YAĞMUR


Karabulutlar doluyken tepende

Yağmur olsam yağsam üstüne

En sağanağından

Sarsam her yanını sırılsıklam

Güneşe şemsiyeye düşman

İçine işlesem soğuk soğuk

Gece yarısında ıslak uykularda

Hiç çıkmazcasına düşlere dalsak

Ölümün olmadığı diyarlarda dolaşıp

Sırılsıklam aşk olsak

Uyanmazcasına

Hiç bitmeyen düş olsak

26 Kasım 2009 Perşembe

TAVAN

Ayışığının aydınladığı adamın

Gözleri tavanda

Neler görür neler orada

Hangi gözlerle buluşur.

Gözyaşından uzak

Aşina olmaktan usanmadan

Hayallerle bezeli tavanında

Yatakta uzanır yalnız

Yalnızlık duyulan rahatlık

Tavana uzanır eller

Tutmak ister o güzel gözlü yüzü

Alkole bulanmış kanından

Başlattığı güzel yüze

Varsayar dokunduğunu hesapsız.

Ayışığı biterken

Hayat başlar o tavanda

Hayal yada hayat

Onun olduktan sonra

Umursamaz tavansever adam.