5 Eylül 2010 Pazar

Eylül'ün Sesi

Adı son olan baharlardan

Yirmi dördüncüsü

Tavanlarda çıt yok

Kahkahalar kesik

Burun toprak kokusu arar

Göz alıştığı gülümseme peşinde.

Yol akar ayağın altından

Karanlıkta ilerlersin

Arada bozuk yol lambalarının

Feri kaçık aydınlığı

Giderken yolcu yolunda

Uzaktan ıslak gelir

Eylül'ün sesi.

3 Eylül 2010 Cuma

Yakamoz

Hayırlı akşamlar abilerim ablalarım.Benim adım Naci.Arkadaşlar Kefal Naci derler bana.Babadan balıkçıyız icabında.Rumeli Fenerinde iki katlı babadan kalma bir evim,bir de senelerdir biriktirdiğimle aldığım bir balıkçı teknem var, başka bir varlığım yok şu dünyada.Balıkçılığı seneler evvel Yeniköylü Aleko Dayı'dan öğrendim.Ekaliyetten çırağız anlayacağınız.Teknemin adıda Vre oldu ustamdan yadigar kulağımda kalan kelime.Balıkçıyız dediysek tahsilliyiz ha,lise mezunluğum vardır bir de kitaba meraklıyım.Balığı öyle her saatte tutamazsın zaten.Herkes sabaha karşı giderken ben gece yarısı gider balıklar uyku sersemiyken salarım ağlarımı derinlere.Ağ kendiliğinden toplar balığımı ben dingildek taburemde okurum Boris Vianları,Rimbaudları.Yardımsever balıkçıyızdır icabında,denize düşeni çeker çıkarır,geceleri içip denize bakmaya gelen aşıkların dağılan rotalarını oturturuz yoluna yordamına.Bir de güzel saz çalarım onlara,birazda rakı olur yoldaşımız geceden sabaha.

Orta yaşlıyım artık, yolun yarısını geçeli epeyi oldu.Kuramadım bir yuva kendime.Yuva öyle ha deyince kurulamıyor malum.Hisli adamız bizde aşık olduk zamanında..Ah gençlik! Yeniköyde ustamın yanından kaçardım gençken.Kaçırır teknesini Tophaneye kadar gelirdim.Mimar Sinanda akademide okuyan güzel mi güzel bir esmer kız vardı o zamanlar.Kızın ders programını ondan iyi bilirdim abilerim ablalarım.Pazartesi,salı,çarşamba her öğlenden sonra ikindi vakti dadanırdım oralara.

Bir gün almışız haftalığımızı,çekmişiz bayramlığımızı ama nasıl jilet gibi hepsi amerikan pazarından alınma.Çıktım kızın karşısına,hiç uzatmadım direk söyledim niyetimi.Tekneye merak saldı,balığa merak sardı,şehire merak sardı,bana merak sardı.Güldürdüm bolcana,gezdik tozduk,sinemalar,tiyatrolar.Matineden matineye koştu aşkımız.Aşığız artık,deli gibi çalışıyorum.Sabahları ustamla çıkıyoruz balığa sonra o vın evine voltalanıyor.Öğlenden sonra,gece.. kız okulda derste ben denizde balıkta.

Biriktirdim paralarımı, çıktım karşısına! Dedim ardım deniz önüm sen,evlensek ya yakamozum yolumu buldur bana dedim.

Güldü bana, sadece güldü,sonra da döndü sırtını hiç bir şey demeden gitti.Ben.. bende demedim abim.Sende öyle bakma ablam bende demedim.Astım ceketi sırtıma yürüdüm Tophaneden fenere.Ayaklar davul, kafam tokmak.3 ay gündüz 3 ay gece durmadan içtim.Ustam tokatladı ben içtim, babam vurdu ben içtim.Ustam bensiz denize çıktı fırtınada alabora oldu battı.Babam kalp krizi geçirdi öldü.Kaldım bir başıma evde.Birikmişim vardı aldım teknemi,tövbe ettim aşka.Hayatımdan bana tek kalan bu yakamoz oldu,ona baktım baktım yolumu buldum.Baka baka avundum durdum abilerim, ablalarım.Kısadan hisse balıklarımız güzeldir.Harika lüferim var,tartayım mı bir kilo?

13 Haziran 2010 Pazar

Savruk Ruh

Bir ruhum ben insanlar arasında insanmışçasına dolaşan.Gündüzleri insanlar arasında dolaşır geceleri ruh olur gezerim şehirleri.Yakınlık kurarım insanlarla,mum gibi aydınlatırım onları ferim kaçana kadar,fer söner ben sönerim.Ne gözlerin önünde yitip gittim ben inanamazsınız.Ne kalp kırarım, ne de kırılırım yürekler arasında. Yürek söken insanlar vardır hani, başka insanların yüreklerini söker,kalplerini kırar yerle yeksan ederler hayatlarını.Alır o kalpleri içlerine girer,tamir eder, yüzleri güldürür vazgeçilmezleri olur,hayalleri olur,iyileşme zamanları gelince de solar giderim hayatlarında.
Sanki lanetli bir ruh gibi ne cennete alırlar beni ne de cehennemin kapısından sokarlar.Yüzyıllardan beri bedenden bedene,isimden isime dolaşır dururum kıtadan kıtaya.Tanrı hoşlanmaz benden,şeytan pek hazztmez.Birinin kaderine karşı gelir yaşattığı acıları dindiririm,öbürünün yarattığı korkuyu siler atarım yüreklerden çünkü.
Günü geldiğinde şöyle bir hatırlarlar beni, silik hafızalarda ne ismim hatırlanır ne de yüzüm.İyi günlerde unutulur,kötü günlerde akıllara gelirim.Bir çoğuna benden bir parça bırakmışımdır,onları benden daha iyi hatırlar,hayatlarında yanlarından ayırmazlar.Korur benden olan parçalar onları,bunu ben bilirim,bıraktığım bilir,parçanında kendisi bilir.
Rüzgarı geldiğinde savrulan otlar gibi savrulurum ben sevdiklerimin arasında.Gözlerinin fısıltılarındayım onların.Bir göz yaşarması yeter uyanmama.Mevsim,ay,gün farketmez.Her ihtiyacı olanın yanında biten,adı değişen,cismi değişen,devri değişse de içi aynı kalan savruk bir ruhum ben.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

HAYBEYE HAYAL

Kan terimsi bir biçimde yan yana yatıyordu adamla kadın.Adam odayı incelemeye koyuldu.Alkollü geldiği odayı pek inceleyemeden önce kendisi yatakta sonrada edepsiz zamanlarda bulmuştu.Kırmızı bir dolap hafif kısık bir ışıkta odaya haydi sevişelim düşüncesi katıyordu,alkolle karışınca bu düşüncenin tadından yenmezdi tabi.Kadına bakmıyordu,bakarsa illaki soru gelecekti.Soru daha çapkın çıktı sorulmadan,bakılmadan el attı adama.

-Kadın “ Beni seviyor musun? “Diye sordu.
-“Hassiktir.” Diye düşündü adam anında.

Konu nereden nereye gelmişti,sevmekte nerden çıktı.Kendisine çok uzak gelen,eski bir duyguyu hatırlamak istemedi.Kadına cevap vermek lazımdı.Yanında bir kadın çıplak yatıyorsa ve ikinizde terliyseniz cevap vermek centilmenliğini göstermelisiniz hayvanlığın alemi yok.

-“Burada olduğumuza göre belki”. Diye topu taca attı adam.

Kadın üstelemedi daha tam ayılamamıştı,adama sarıldı yatmaya başladı,kedi gibi sürtünüyordu.Adam sevmek konusunu bir kez daha düşündü gözünde eskisi gibi hayaller canlanmaya başladı,kulağında sesler kahkahalar duymaya başlayınca,küfreder gibi hemen bir sigara yaktı hayallerine doğru dumanı üfürdü.Hayaller nikotin arkası kaldı,göz göremez oldu,beyin rahat etti.Kadın arzulanıvermişti gene

-“Seviş benimle!” dedi.

Adam komuta aynen uydu ve kadının dudaklarına yumuldu,sonra başka yerlerine yumuldu.Yumula yumula bir hal oldu.Sevişirken kadını bu sefer epey inceledi.Sarı saçlıydı? Sevmezdi. İri göğüslüydü? Sevmezdi.Dümdüz bir kıçı vardı? Onu da sevmezdi..Bu kadınla benim burada ne işim var yahu düşüncesi ayyuka çıktı.Beyin “hayallerine ihanet ediyorsun ya!” diyerek kodaman bir biçimde lafı koydu.
Gene yan yana uzandılar.Kadın kedi gibi sürtünmeyi sürdürüyordu.

-Biz evlenir miyiz sence? Diye sordu.

Soruyu duyan adamın bütün hayalleri,eskileri geri geldi.Onlar gelince adama yer kalmadı.Hemen donunu buldu giydi,üstünü başını deli gibi giyindi.Kadının meraklı ve korku dolu bakışları altında kendini sokağa attı.Gecenin bir yarısı yarım yamalak koşuyordu.Kumsala vardı,kumsalda koşmaya devam etti.Kuma bata çıka gitmesi zordu,sinirden deli oldu küfürler savurdu kıyıya kadar geldi durdu.Ay ışığı altında kumsala bakarak oturdu.Etraf karanlıktı.Bir süre sonra ay tutunamadı denize düştü,ortalık zifire büründü.Adam karanlığın içinde ıslaklığa doğru ilerledi.Bir daha da çıkmadı.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

SÜRGÜN

Kovulanım ben
Yasaklananım.
Sınırların ardında
Tedirgince beklerim dönüş gününü.
Sınırın ötesinde değişenleri izleyerek.
Kalbime çarpa çarpa sorguya çekerim
Tek bir şey unutmadan.
Tek bir şeyden bile vazgeçmeden
Ve hiç bir şekilde bağışlanmayan.
Yasaklıyım ben bahsi bile geçmeyen
Kalabalığın içinde hiçliğe karışan
Kalbini lekeleyen bir kanıtım ben.
Ama uzun sürmeyecek burada kalmam.
Son söz daha söylenmedi.
Son yol daha gidilmedi.

4 Mayıs 2010 Salı

Son Hayal

Son Hayal
Yaşı ilerlemiş olarak uyandı.Yatakta yine tek başına uyanmıştı.Yavaşça doğruldu yataktan oturur pozisyonda kendine gelmeye çalıştı.Artık az uyuyor ama yataktan zor kalkıyordu.Vücududa beyni gibi yorulmuştu artık.Evin salonuna ilerledi büyük kemerden geçti.Balkon kapısının sürgüsünü açtı balkona çıktı.Yüzüne boğazın serinliği vurdu.Derin bir nefes aldı.Bebek eskiden olduğu gibi yine cıvıl cıvıldı kalabalıktı.Yolda yürüyen insanlara baktı.Üstünü giyindi ve evden çıktı.Kapıda emektar şöförü onu bekliyordu,arabanın kapısını her zamanki gibi kendi açtı ve öne oturdu.Şöförün yüzüne baktı.Şöför anlamıştı her Mayıs'ın sonunda aynı yere giderdi zaten.İşini gücünü tasfiye etmişti.Dediği gibi erken yaşta emekli olmuştu zaten.Araba kabataşa doğru ilerlerken,sahibi olduğu binalara tek tek bakıyordu.Biri hariç bütün hayallerini gerçekleştirmişti.Gençken kurduğu hayaller artık tükenmişti ama trafik tükenmemişti.Kabataş'a vardığında arabadan indi ve vapura bindi.Dışarda ve vapurun en arkasında oturdu.Çocukluğundan beri arkada oturup gittiği yöne değil geride bıraktığı yöne bakarak gitmeyi severdi.Vapurlar hala gereğinden fazla yavaştı gözünde.Tıngır mıngır vardı adaya yandan çarkını döndüre döndüre vapur.Ada dopdoluydu.Kalabalıktan hazzetmezdi.Fayton sırasına girmedi.Çarşının içinde ilerledi ve 5. sokakta ki boş faytonlardan birine bindi."Nizam'a çek" dedi kararlılıkla.Atlar dingildedi deh sesini bekledi sesi duyduğunda hızlandı fayton.Kalabalıktan sıyrılmışlardı,çam kokusunu içine çekti.Atlar kan ter içinde çıkardı onu tepeye.Gençliğinde ki gibi atladı faytondan,topukları acıdı ama çaktırmadı.Yavaş yavaş arnavut kaldırımı yokuşu çıktı.Kocaman bir bahçenin önünde durdu demir kapıyı ittirdi.Ağır ağır uzun bahçede ilerledi.Evin ana kapısını büyük anahtarıyla açtı.Evde üstü örtülü eşyaların üstündeki örtüleri tek tek kaldırdı yere fırlattı.Ahşap merdivenleri gıcırdata gıcırdata üst kata çıktı.Büyük balkona açılan kapıyıda açtı.Amma kapı var hayatımda diye düşündü bi an.Babasının çocukken aşağı sarktığı büyük balkonda şimdi kendisi manzaraya bakıyordu.Balkon boydan boya bembeyaz orkide saksılarıyla doluydu.Çiçekleri normalde sevmezdi,ama orkidelerle tek tek ilgilendi hepsini sevgiyle okşadı.Sallanan sandalyesine oturdu sallana sallana denize bakmaya başladı.Doktoru'nun yalvarmalarına rağmen sigara içmeyi sürdürüyordu.Zaten oldum olası doktorları sevmezdi.Yıllardır kendisine dikkat etmesini söyleyen o ses yoktu zaten,ne gerek vardı ki?Herşeyi vardı,vasiyetini bile yıllar evvelinden yazmıştı.Evin altındaki yoldan sevgililerin yürüdüğünü gördü gülümser gibi oldu.Gözlerini kapattı,aradan ne kadar zaman geçti bilemedi.Kapı gıcırtısıyla gözlerini açtı,adımları duyar gibiydi biri yavaş yavaş üst kata çıkıyordu.Balkona bembeyaz elbiseli,uzun boylu esmer bir kadın çıktı.Sapsadeydi,makyajsız yüzü bile çok güzeldi.Onun yanında ki sandalyeye oturdu kadın gülerek yüzüne bakıyordu.Neredeydin bu kadar yıldır? diye sordu.Cevap gelmedi.Bir,iki espri yaptı sevdiği kahkahayı duysun diye ama ses gelmedi."Bak" dedi, "sana ne anlattıysam gerçekleştirdim!".Ses gelmeyince anladı.Artık herşey gözüne beyaz gözükmeye başladı,bembeyaz evin bembeyaz balkonunda,beyaz orkidelerin karşısında oturan beyaz kıyafetli kadını düşündüğünde hiç görmediği eski bir hayal gördüğünü anladı."Zaman tamam mı?" diye sordu.Kadın gülümseyerek başını salladı.Yaşlı adam son bir güçle kendini salladı ve gözlerini kapadı.En güzel hayalinin gerçekleşmiş halini görmüş halde,babasının çocukluğunu geçirdiği evde ömrünü tamamlayarak sallana sallana bilinmeyene uçtu.

2 Mayıs 2010 Pazar

Hoşgeldin

hosgeldin
Hoşgeldin,
Ne de güzel seni tekrar görmek,
Eskimeden saatlerimiz,
Ellerinden tutabilmek yeniden,
Kırılıverdim unuttum sanmana,
Bir ordu gibi savaştılar unutmam için,
Unutmak ister miyim hiç?
Unutamam ki.
Kimse özen göstermedi bana
Senin kadar.
Tutmadı hayallerimden,
Ellerimi tutar gibi.
Günü geldi, gecesi kapı eşiğinde
İkibinonu çeyrek geçe
Tuttum ellerinden bırakmam
Hayal de olsan
Hoşgeldin.