İşten geldiğinde sıkıntılı bir biçimde anahtarı o her zamanki eski ve köhne deliğe sokmaya çalıştı.Çevirmeye çalıştığında kapı gene takılmış ve hafiften ileri ve geri kaykılması gerekti.Bu her zamanki ritual hareketinden iyice bunalan çocuk kendi içinden kapının ve kapıyı yapan marangozun yedi sülalesinin ırzına geçtiğinde içeri geçmiş sigarasını yakarak arnavut kaldırımı sokakta bir ciğeri paylaşamayan iki şişman kedinin hareketsiz,tembel ve bir o kadarda cazırdıtıcı sesli kavgasını izlemeye koyuldu.
Kedilerin rahatsız edici senfonisini ahı gitmiş vahıda ucuz bir otobüs bileti bulduğunda anında tüymeye and içmiş nerden baksan Berlin duvarının ilk tuğlasının konulduğu yıl üretilmiş bir kamyon tangır tungur sokaktan içeri daldı ve koca memeli tombul bir kadının bir korseye kendini sığıştırması gibi dapdaracık bir deliğe girdi.
Kamyondan kız indiğinde irkildi çocuk o anda sigarasında birikmiş olan kül yere döküldü,ama hiç ilgilenmedi çocuk kıza bakmayı sürdürdü,kız önce şaşkın bir biçimde etrafında bakındı sonra doğru yere geldiğini kanıksayarak kafasını kaldırdığında çocuğu gördü,çocuk heyecanlandı gülümsermi diye kafasının içinde bir sorgu sual ve gözaltı süresi geçirdi ama kız pek ilgilenmeyerek eşyalarının kırılmamasıyla daha çok alakadar oldu,çocuğun ise kalbini kırdı.
Kumruların denizlikte guruldamasıyla uyandı çocuk,sıkıntılı bir şekilde etrafına bakındı.Sigarasına baktı bitmişti,kumrulara bakmayarak üstüne birşeyler geçirdi ve kapısını açtı, kapısını açtığında geçen gün kamyonda göz göze geldiği kızla bir kez daha göz göze geldi, kızın kapı komşusunun olduğunu öğrenmenin verdiği sevinçle gülümsedi,kız ona şöyle bir kafa sallayarak kapıda duran yeni gazetesini aldı kapıyı suratına kapattı.
Kapı suratına kapandığında kafasında kapının kapanma sesi yankılanan çocuğun aklına alması gerektiği sigara ve ekmek geldi,kumrulara ekmek verme zorunluluğunu kendisi iş edinmiş tam 6 aydır onlara adeta ana baba ve arkadaş görevini sürdürmekteydi,kendisine kumru babası ve deli lakabı takan koca göbekli yaşlı ve her zaman küf kokan bakkalın yolunu tutu,ekmek ve sigarasını aldı beyoğlunun üstüne gelen her zamanki yılışık ve sırnaşık kalabalığından sıyrılarak evine girdi.
Hemen denizlikteki kumrulara ekmekleri ufaladıktan sonra geceden kalma gazı kaçmakla kalmamış çoktan sınırı geçmiş olan birasını aldı ve sigarasını yakarak her zamanki taksim manzarasına bakmaya başladı,kalabalığın içinde çikolata renkli kızı gördü aceleyle bir yere gittiğini anladı, merak etti, merak edişinin ne kadar salakça olduğunu düşündü kız kalabalık arasında kaybolunca tekrar eski rutin bezginliğine döndü televizyonu açtı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder