28 Ekim 2009 Çarşamba

KARLI TREN


Yazan :Tabii ki Mikael Nalbantyan

Sinopsis

Sene bindokuzyüzdokuz Sibiryasal soğukların hiç elini eteğini çekmediği Kuzey Rusya.19 yaşındaki Tatyana ve ona yana yana Allah’ın buzunda esmer olmayı başarmış Boris.Tatyana neşeli cıvıl bir sarı afet.Neşeli olduğunda bülbül gibi şakımakta.Tüm hayali müzisyen ve şarkıcı olabilmek.Borisin niyeti hem saf hemde ırzi,Tatyanaya sahip olabilmek.Rusyanın karla kaplı örtüsünde bir derebeyinin kızıyla kahyasının oğlunun aşk hikayesidir bu.

BÖLÜM 1

Ateşten harlı bir kazana benzeyen şömine odayı cayırımtrak bir şekilde ısıtıyordu.Şöminenin yanındaki koltuğa oturmuş Boris hayallerinin baldızı Nadya ile oynamaktaydı. Nadya kahkahalar atarak onunla vuruşmaca oynuyor Boris ufak kızın tokatlarını savuşturmakla uğraşıyordu.

Boris : Dursana Nadya! Yarım saattir vurup duruyosun kızım!

Nadya : Booris boooris. (vurmaya devam eder).

Muhabbetleri gümbürtüyle açılan bir kapı sesiyle şak diye kesilir.Kafalar kapıya döner.Bu toprakların derebeyi olan Nikolav ve kızı Borisin hayatının kadını olmaya aday Tatyana eve hızlı bir giriş yapar.

Nikolav kendini hemen bir koltuğa atar ve gür sesiyle homurdanır.

Nikolav: Boris! Köpekleri besle yemini suyunu ver.

Petruşka! Banyoyu hazırla aptal kadın Merdivenin başında bön bön bakma bana ter içinde kaldım!

Petruşka uçarcasına ağır bedenine aldırmadan aşağı iner o aşağı inerken merdivenler yeter ulan dercesine gacırtılarla inler.Kadın boş gözlerle evin beyine bakar olur anlamında kafasını yan çevirip kıçınıda buna uygun yan devirip uygun adım banyoya doğru gider.

Boris köpeklerle ilgilenmek için paltosunu ve botlarını giyerken kaçamak bakışlarla Tatyanaya bakmaya çalışır.Tatyana oralı değildir.Kardeşiyle oynamaya başlamıştır.

Nikolav bardağa doldurduğu konyağı dikler.Midesi bi anda ekşir ama çaktırmaz.Derebeyleri çaktırmamakla ünlüdür böyle şeyleri.Rus raconu öyle söyler.

Getirdiği gazeteleri kurcalamaya başlar.Haberlere bakarken Çara ve annesiyle ilgili çılgın fantazileri içeren okkalı bi küfür savurur.Okkanın Osmanlı ölçüsü olduğunu bilmeyen kaba ve cahil derebeyi.

Nikolav: Bu kafkasya için amma uğraşıyorlar.Çar toplayıp orduyu bir inse hepsini dağıtır. Diye espri yaptığını sanarak güldü.

Boris beyinin içip içip sapıtıp zırvaladığını ailesinin bi geleneği gibi ezberlediğinden fazla duymamak için kapıyı kapattı.

Suratına ciğerleri donduran bir soğuk çarptı.Karlı pencereden Tatyanaya baktı.

Soğuk işlemez oldu bir anda şişelerce konyağı devirmiş gibi hissetti kendini.Köpeklerin uluması uyandırdı kendisini köpeklerinde yemeğe suya ihtiyacı var Boris!

Diye düşündü.Köpeklerin yanına seyirtti bata çıka tepesinde tabak gibi bir ay çatalsız bıçaksız.

BÖLÜM 2

Sabahın körü bir vakitte güneş soğuk yüzünü yeni yeni gösterirken karları kürüyordu Boris. Daha geçen gün buz tutmuş bu yolda Tatyana neredeyse düşüyordu.Bu konudan dolayı karlara kan davası gütmeye başlayan Boris hırsla vuruyordu küreğini buz tutmuş yola daha kan davası nedir onu bile bilmeyen haliyle. Birazdan ev halkı uyanacak ve kahvaltı hazırlaması gerekecekti.

Babası öleli 4 sene olmuştu. O öldüğünden beri bu 3 katlı koca evin tüm işlerine kabakıçlı Petruşkayla beraber kendisi üstlenmişti. Karları kürerken üst katlarda bir pencere açıldı ve kafasından aşağı karlar indi Borisin.Kafasını kaldırdığında karşısında Tatyanayı buldu. Sarışın güzel masmavi gözleriyle kar manzarasına bakıyor ve eski bir şarkının giriş notalarını mırıldanıyordu. Sanki kızın sesini ilk defa duyuyormuşçasına heyecanla ve merakla dinlemeye koyuldu. Gözlerini kapamış Sibiryadan Kafkasya’ya ordanda Avrupa’ya Tatyana ile koşarken bu güzel melodram kabakıç Petruşka’nın domuzumsu sesiyle zart diye kesildi.

Petruşka – Boriis! Gel şu listede yazanları kasabadan alman lazım koş!

Petruşkanın dolmalığı zorlayan parmakları arasında kaybolmuş kağıt parçasını aldı ve listeye göz gezdirirken küfürleri sıraladığı gözlerinden okundu.

Kasabaya doğru yola çıkmaya hazırlandığı sırada Tatyana kasabada ki müzik hocasına giderek konservatuar sınavlarının tarihini öğrenmesini istedi.

O heyecanla yola koyuldu Boris, kızı gördüğünde elinden düşen notun malzemelerinin yarısından çoğunu almayı unuttuğu için evin beyinden şamar yiyeceğini bilmeyerek.

BÖLÜM 3

Boris’in sınav tarihini öğrenmesinin üstünden tam bir ay geçmişti.Nikolav’ın daha hala hiçbirşeyden haberi yoktu.Sınava tam 17 gün kalmıştı.Boris evin tamirlerinin yapıldığı tamirhanesinde Petruşka’nın koca kıçı yüzünden kırılan koltuğun ayağını tamir etmekle uğraşıyordu küfürler sıralayarak.

Tam Petruşkanın ebesi hakkında ileri geri küfürler düşünürken Tatyana cıvıl cıvıl sesiyle odaya daldı.

Tatyana – Selam Boris! Bugün babamdan okula gitmek için para isteyeceğim.Çok mutluyum sence izin verirmi gitmeme?

Boris – Eminim izin verir,böyle güzel bir sesin olduktan sonra,çar bile seni ayakta alkışlamalı.

Tatyana – “Çok tatlısın Boris’im.” Diye aşk kokan bir sesle konuşup yanağına öpücük kondurdu.

Arada böyle kurlar yapmaya bayılırdı Boris’e.Boris’te her defasında bayılacak gibi olurdu.Bu karşılıklı bayılışmalardan hemen sonra aniden ağır bir küfür,bir silah sesi ve bir çığlık duydular.

Hemen evin kapısına koştular.Nikolav ödemesi gerekenden az para veren bir köylüyü vurup öldürmüştü.Tam diğerini de vuracaktı ki adam ceylan gibi sekerek kaçmaya başladı.

Nikolav – “Kaç bakalım piç kurusu!” diyerek komurdandı.

Eli sırtında asılı olan tüfeğine gitti.Fişeğini doldurdu.Gez göz arpacık işlemlerini harfiyen yerine getirip tetiği çekti.Acı bir çığlık duyuldu.Sonra da yankısı.Nikolav’ın gevrek kahkahası sürerken köylü yere yığıldı,öldü.

Evin önündeki ve bahçede ki tüm karlar kırmızıya boyanmıştı sanki.

Tatyana şok olmuş bir şekilde odasına koştu.

Boris ise dehşet içinde beyini dikizlemekteydi.

Nikolav – “Şu hayvanları arkaya göm Boris!

Sonrada karları küre!arın sabah bahçemde konyağımı içtikten sonra işe gitmeden evvel bunların mezarına bir posta tükürmem lazım!” dedi

Bu kan kırmızının kaderlerine ilk girişiydi.

BÖLÜM 4

Boris son toprağı attığında gece yarısıydı. Her yanı buz tutmuştu.Kafasını kaldırdığında Tatyanayı gördü.Kız hüngür hüngür ağlıyordu.Kızın ağlaması içine çok dokundu.Herşeyi kaldıran bünyesi kızın gözyaşlarıyla adeta çözülüyordu.Kızı güldürmek için şaklabanlık yapmaya abidik gubidik danslar etmeye başladı.Başarmıştı! kız gülümsemişti.Şansına,ayağının dibinde bir kardelen buldu.Kız camı açmış dikkatle Boris’in ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordu.

Boris diz üstü çöktü.Donmak üzere olan elleriyle kardelen çiçeğini Tatyanaya uzattı.

Boris : “Varlığım benim için bir şarkı söyler misin? “ dedi.

Tatyana duygulanmıştı.Ağlamaklı bir sesle şarkıya başladı ama sonra toparlandı ve billur sesi etrafta yankılanmaya başladı.

Boris sırtını duvara dayayıp yere çömeldi. Eseri olan mezarlara eserinden tiksinen bir ressam gibi bakmaya başladı.

Adalet,insanlık,din ve benzeri hiçbir şeyin olmadığı o gecede.Sarışın bir kızın billur sesi dua, yağmaya başlayan kar ise tütsü oldu yağdı 2 yeni mezarın üstüne.

BÖLÜM 5

Sabah karlı tepelerin üstünden doğmaya karar verdiğinde Nikolav ve ailesi çoktan kahvaltı masası etrafında toplanmıştı bile.

Nikolav iştahla tabağındakileri mideye postalarken Tatyana tabağına elini sürmemiş hala ağlıyordu. Nikolav tabağındakilerin postalanma işlemi bitince önce kızına bir bakış attı, sonra onun tabağına göz dikip onu aldı ve aynen yumuldu.Nikolavın çift dikiş yemeği bittiğinde Tatyana hala ağlıyordu. Nikolav artık sinirlerine hakim olamadı ve kızının kafasına gelişine bir tokat attı.

Nikolav – Sus artık aptal kız.

Tatyana – Katil.

Boris yumruklarını sıkmış ama hiçbirşey yapmamıştı. Kız ondan daha delikanlı çıkmıştı.

“Katil..hayvan..” gibi muhtelif küfürleri sıralamada bir sakınca görmeden ocakta kaynayan sıcak suyu babasının üstüne boca etti, ağlamaktan gözleri şiş sarışın güzeli.

Önce babanın acı çığlığı duyuldu sonrada kızının.Nikolav kızı tuttuğu gibi odanın içine fırlattı.Kapıyı ardından kapattı.15-20 dakika boyunca çığlıklar ağlama sesleri ve tokat sesleri evde yankılandı.Nikolav odadan çıkarken yere tükürdü ve kapıdan hışımla çıktı.

Kabakıç ve Boris odaya koştular.Tatyana yerde ağlıyordu,ağzı burnu kan içindeydi. Hemen su ve havlu getirip yaralarını sildiler.

Güzel kız yaralarının ve üzüntünün nedeniyle bayıldı.Boris ağlayarak kıza bakıyordu.Kızın elinden tutarken kız birden çocuğun elini sıktı.

Tatyana – “Götür beni boris” diyerek birkaç kez sayıkladı.

Kabakıç Borisle gözgöze gelip yüzünde hafif bir sırıtışla odadan ayrıldı.

BÖLÜM 6

Boris bütün gece eşyalarını topladı. Biriktirdiği paraları saydı.Bu kadar senelik hizmetin karşılığını epey az buldu.Midesi bulandı.İlk defa topraklarını terk edeceği için tedirgindi.Kabakıç Petruşka’nın yardımıyla kızında eşyaları toplandı. Boris’in köpekleri hazırlaması zaman aldı.Tatyanayı uyandırıp giyindiler.

Bu derlenme ve toparlanma faslı tamamlandığında gece de tamamlanmak üzereydi.

Kabakıç kendinden beklenmeyecek bir incelikte biriktirdiği parayı büyük bir cömertlikle Tatyanaya takdim etti.Duygusallaşabildiğini kanıtlayan Kabakıç,Tatyanayı sarıp sarmaladı.

Evden ayrıldıklarında gün yeni ışıyordu. Evin camında Nadya vardı.

Ufak kızın elinde ablasının ilanı vardı.Ablasıyla Boris’in gidişine bakarken Annesininde böyle apar topar kaçtığı günü anımsadı ve korkuyla dudağını ısırdı.

Annesi gibi ablası da onu terk etmişti.

Buz gibi ahşap zeminli konağın içinde çıplak ayaklarıyla pek de ses çıkartamayan cüssesiyle babasının odasına koştu.Bir grup mandanın ortaklaşa kurduğu orkestra gibi horlayan bu iri adamı ufacık bir kızın tek bir cümlesi yerinden kaldırmaya yetmişti.

Nadya – Baba kaçtılar!

Beyaz göğün altında beyaz karların ortasında köpeklerin soluk ve karların ezilme sesleriyle yarı uykuda olan Tatyana babasının böğürtüsünü duymayarak mutlu bir uykuya daldı.

BÖLÜM 7

Nikolav deli gibi evin içinde bağırarak üstünü giyiyordu.Kaçan zaten kaçmıştı.Evde bulunan Kabakıç hiçbir şeyden haberi olmadığını söyleyerek yalanlar sıralarken Nadya elindeki ilanı babasına verdi.

Nikolav – Sürtük! Demek hala tek derdi bu!

Boris senide yakacağım hain it!

Hışımla evden çıktı ve kasaba meydanına ilerledi.Kasaba meydanında ki klüpte genellikle işçiler ve ameleler otururdu. Bu adamlar genelde parayı kim verirse onun bilimum üflemeli çalgılarını çalmaktan pek çekinmeyen tiplerdi.

Nikolav klübe daldı. Kendisiyle birlikte ava çıkacak tipte olan 3 adama tomarla para fırlattı ve işi anlattı.İki adam neşeyle paraları sayarken diğer adam içkisini yudumluyordu.Nikolav’a bakarak belinden 2 ayrı tabanca çekerek paraları sayan arkadaşlarının kafasına birer el ateş etti.

Herkes donmuş halde o adama bakarken adam kana bulanmış paraları toparladı ve hepsini cebine koydu kalan içkisini dikledi.

Nikolav’ın yüzüne bile bakmadan.

Andre – Hadi gidip kızını ve öcünü alalım ayı yavrusu

Nikolav bardakilerin kahkahası içinde süklüm püklüm dışarı çıkarken masada kalanların kanı çoktan kurumaya başlamıştı bile.

BÖLÜM 8

Tatyana kızakta uyumaktaydı. Köpekler yorgunluktan devrilmişlerdi.Tam 6 saat boyunca aralıksız yol almışlardı.Boris yakalanma korkusundan yolu uzatmış dağ yamaçlarından giderek izini kaybettirmeyi denemişti.

Sabaha doğru Boris’te sızmıştı.Silah sesiyle aniden uyandı.Sesler yamacın aşağısından gelmekteydi.Gizlenerek aşağı kaydırdı kendini ve sese kulak kabarttı.Nikolav’ın sesini dan diye tanımıştı.Bir dan seside beyninin içinde değil kulağında çınladı.Nikolav ve adamı dağ köylülerini vurarak ağızlarından laf almaya çalışıyordu.Gizlenerek kaçma planı suya düşen Boris çıldırır gibi olmuştu.Koşarak Tatyana’nın yanına geldi.

Boris – Tatyana hadi uyan ! Kalk! Geldiler! Baban burada uyan!!Gidiyoruz!

Tatyana – Aman tanrım ne yapacağız!

Bu arada Nikolav eziyetten zevk alarak bunu saatlerce uzatmayı düşünürken diğer sesleri duymuş köylüler ateş ederek Nikolav’a doğru koşmaya başladılar.

Köylülerin sesini duyan Boris umutlanmıştı.Köylüler Nikolavı kovalarken tepede Borisi görünce daha sonra işleri bittiğinde onun yanına geldiler.

Köylü Andre – Sizde mi onlardansınız? (silahını doğrultarak)

Boris – Hayır biz onlardan kaçıyorduk. Moskovaya gitmemiz lazım bize yardım edin.

Andre – Moskova treni 1 günlük mesafedeki kasabalardan kalkar ancak.Yol uzun biz size eşlik edemeyiz ama evimizde konaklayabilirsiniz.Altınınız varmı?

Boris – Biraz var konaklamamıza izin verirseniz size verebilirim.

Andre – Tamam anlaştık.

Andre işi kabul ettiğinde Tatyana’ya göz süzdü.Aylardır kadın yüzü görmemişti.Beynindeki tilkiler ve kasıklarındaki ısı Andre’nin havasındaki soğuğu kırmış gibiydi.

Andre – Hadi köye gitmeliyiz kar bastıracak!

BÖLÜM 9

Andre’nin ateşe odun atmasıyla ateş kendine geldi.Andre koltuğa oturmuş karşı koltukta bitkin oturmakta olan sarışın kıza iştahla bakıyordu.Boris odaya girdiğinde içten içe sinirlenen Andre içkisini dikledi.Boris’i itekledi ve hoşnutsuz bir ifadeyle konuşmaya başladı.

Andre – Aynı odada yatamazsın kız bu gece benim!

Boris – Kendine gel köylü kafayımı buldun! İyilik yapıyosun diye bokunu çıkartmanın alemi yok!

Andre çoktan silahını çekmişti.Tatyanayı odanın öbür köşesine fırlatıp Boris’e yaklaştı ve silahını kafasına dayadı.Tatyana o anda saatler ve günlerce bulunduğu bunalım halden bir anda kurtulup sessizce ocağın kenarından maşayı aldığı gibi Andre’nin kafasına indirdi.

Andrenin sırıtması yüzünde dondu ve donuk gözlerle Boris’e bakakaldı.Şakaklarından kan ırmak gibi boynuna ordanda daha aşağı kıvrıla kıvrıla akmaya başladı.

Yerçekimiyle artık arası papaz olan Andre yere devrildi.Boris’le Tatyana gözgöze geldiler.Artık odada varlığını sürdüren tek hareket ateşte çatlamayı ve yanmayı sürdüren odunlardı.Tatyana’nın gözleri yaşlarla dolunca Boris koşup kıza sarıldı.Uzun bir müddet kız Boris’in sırtını yumrukladı ve ağladı.Sonra ıslak gözleriyle Boris’e bakıp onu öpmeye başladı.

Ani harlanan sıcaklıkları yanan ocağı bile bastırmıştı.Onlar birbirini yavaşça soyup ısıtmaya koyulurken ocak ve Andre’nin hareketsiz vücudu soğumaya devam ediyordu.

BÖLÜM 10

Kar sabahı tipiye boğduğunda Tatyana ve Boris artık yola koyulmuşlardı.Köpekleri çılgınca kamçılıyor alabildiği kadar yol almaya çalışıyorlardı.Beş saat aralıksız gittikten sonra bir köyde durdular. Boris köydeki hana girip biraz yiyecek satın almak istedi.Masanın birinde oturan Nikolav’ı fark edememişti.Yiyeceklerini alıp tekrardan yola koyulduğunda artık peşlerinin dolu olduğundan haberdar değildi.Hava hafifcene kararmaya başladığında trenin kalkacağı kasabaya vardılar.Köpekleri ve kızağı öylece bıraktılar,tren kalkmak üzereydi.Boris Tatyana’nın tüm yükünü sırtlamıştı.Trenin düdüğü çalmaya başlamıştı.Tren hareket etmeye başladı.Tatyana koşar adım atladı trene.Boris elinde yükler trenin yanında koşuyor ve eşyaları Tatyana’ya vermeye çalışıyordu.Tam son bavuluda verdiğinde trenin düdüğü acı acı çalmaya başladı.Boris sırtında bir acı hissetti.Bir sıcaklık hızla vücuduna yayılıyordu vurulmuştu.Arkasına baktığında Nikolav ve adamının peşlerinde olduğunu gördü.Yavaş kalmışlar tren hızlanmıştı.Boris korkarak trene sıçradı ve Tatyana için kendini siper etti.

Tatyana ne olduğunu anlamadan kendisine sarılan Boris’e bakarken bir düdük sesiyle Boris ikinci kurşunuda sırtında hissetti.

Boris- Ben iniyorum seni Moskova’da bulacağım.! Halletmem gereken bir işim var aşkım!

Tatyana – Nereye Boris? Saçmalama!

Boris – Merak etme sen Moskovaya var ve şarkılarını söyle aşkım.

Boris kolyesini boynundan söküp Tatyana’nın eline verdi.

Boris – Bu babamdan kalma altındır ve ağırdır.Paran yetmezse satarsın bu seni ben gelene kadar idare eder.Ben iniyorum!

Boris trenden atladı.Artık ayakta zor duruyordu.Tren son düdüğünü çaldığında iyice uzaklaşıyordu.Tatyana ile karşılıklı el sallıyorlardı.

Boris – “Hep yanında olacağım!” diye bağırdı.

Tatyana gülümseyerek içeri girdi.

O anda Boris 3. ve son kurşununu yedi.

Boris yere çöktü.Kan o köylülerin öldürüldüğü günkü gibi kırmızıya boyanmaya başlamıştı.

Üşümeye ve soğuktan titriyor ama bir şey hissetmiyor gülümsüyordu.

Trenin gidişine bakıyordu ve Tatyananın sesini duyuyor gibiydi.

Nikolav’ın küfürlerini işitmiyordu.

Nikolav yanına koştu onu tuttu ve bıçağını göğsüne sapladı.

Borisin ağzından hafif bir inilti yükseldi sonra gözleri büyüdü.

Birden son gücüyle Nikolav’ın yakasına yapıştı ve suratına tükürdü.

Sonra gülümsedi ve kendini karlara bıraktı.

Trenin dumanı heryeri kapladı.

Dünya bir şarkıcı kazanmış ama bir aşık kaybetmişti.

SON

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder